• Hiçbir şey yapmak istemiyorum…
• En sevdiklerim bile umurumda değil…
• Hayattan hiçbir beklentim yok…
• Kolumu kaldıracak halim yok…
• Ölsem daha iyi…
• Sabahları dayak yemiş gibi kalkıyorum…
• Hiçbir şey hissetmiyorum…
Psikolojik bozukluklar içerisinde en sık karşılaşılan kavramlardan biri depresyondur. Normal bir duygulanım (affect) olarak depresyon; her insanda rastlanabilecek normal bir duygu halini tanımlar. Günlük kullanımdaki karşılığında depresyon, kişinin kendisi için önemli olduğunu düşündüğü bir şeyi kaybettiği zaman yaşadığı hüzünlü olma halidir. Hüzün, mutsuzluk, hayal kırıklığı gibi depresyon ile sıklıkla bağlantılı durumlar günlük yaşamda sık karşılaşılan diğer duygulardır. Psikiyatride ve psikolojide ise depresyon günlük yaşamın üzgün, hüzünlü ve mutsuz devam ettiği normal dışı bir duygu durumu (mood) anlatmak için kullanılır. Depresyon bu bağlamda bir belirtidir ve birçok rahatsızlığa eşlik edebilir. Depresif belirtiler aynı zamanda kişinin çevresel değişikliklere ve yaşam olaylarına uyum sağlamaya çalışırken ortaya koyduğu bir cevap da olabilir.
Bir rahatsızlık olarak depresyonda görülen en önde gelen belirti üzüntü ve mutsuzluktur. Ancak herkeste görülebilen depresyon, karşılaşılan olaylar karşısında ortaya çıkan üzüntü duygusundan farklı bir tepkidir. Normal bir hüzün veya üzüntüye göre süre ve şiddet olarak yoğun olması, umutsuzluk yani bu durumun değişmeyeceği beklentisi, geleceğe ilişkin karamsarlık ve kendini kötü görmesi, duygu durumu çevre şartlarından ve olumlu olaylardan etkilenmemesi yani olumlu olaylarda bile kişinin duygusunun değişmemesi ile sabahları daha kötü hissetme özellikle ağır seyreden depresyonlarda görülen ayırt edici özellikler arasındadır. Kısaca depresyonda üzüntü duygusundan hem şiddet, yoğunluk, sıklık ve süre açısından bir fazlalık, hem de nitelikçe bazı farklılıklar vardır.
Depresyon çoğu zaman kendiliğinden sonlanabilen ancak bu süreçte bazen beklenildiğinde kronikleşebilen bir durumdur. Bu nedenle çevrenizden sıklıkla duyduğunuz “Kendiliğinden geçer”, “Her şey sen de bitiyor”, “İstersen başarırsın”, “Hangimiz yaşamadık ki” tarzı söylemler çözüm için geç kalınmasına neden olabilir, tedaviyi zorlaştırarak tedavi süresini uzatabilir.
Depresyonun ikinci önemli belirtisi de kişinin daha önceden hoşlandığı etkinliklerden artık yeterince hoşlanmaması ve zevk almaması ile bunlara karşı ilgisinin kaybolmasıdır. Kişi için çoğu zaman banyo yapma, giyinme, ev işleri gibi basit işleri bile yürütmek son derece zorlaşabilir.
Depresyon tanısı koyabilmek için iki belirtiden (üzüntü/mutsuzluk ve zevk alamama/ilgisizlik) birinin olması, bu belirtinin şiddetli, uzun süreli veya sık görülmesi koşulu aranır. Bu belirtilerin yanı sıra; pişmanlık ve suçluluk duyguları; kendine güvende azalma; kararsızlık yaşama; durgunluk, az konuşma, az hareket etme; sinirlilik, huzursuzluk, bazı zamanlarda yerinde duramama; kolay yorulma, enerji azalması; dikkati toplama güçlüğü, konsantre olamama, unutkanlık; uyku bozukluğu (aşırı uyku ya da uykusuzluk); iştah değişikliği (iştahta artma ya da azalma, kilo kaybı veya kilo alımı); bedensel şikayetler, ağrılar ve cinsel istekte azalma gibi diğer belirtiler de değerlendirilir.
Depresyonda olan kişilerin çoğunda duygu durum değişiklikleri ile birlikte iştah ve kilo kaybı bulunur. Uyku bozukluğu, depresyonun çok sık karşılaşılan bir diğer belirtisidir. Dalgınlık, unutkanlık olabilir. Bazen ağır olgularda aklından geçenlerle dış dünyada olanlar birbirine karıştırılabilir.
Umutsuzluk, kötümserlik, benlik saygısında azalma ve suçluluk duyguları kendine zarar verme düşüncelerini ve intihar eylemlerini uyandırabilir. Kişinin düşünce içeriğinde geçmiş olaylar önemli bir yer tutar ve kişi sıklıkla geçmişi tekrar tekrar yaşar. Yapılan araştırmalar yoğun anksiyete (bunaltı, kaygı) belirtilerinin depresyon olgularında intihar girişimleri için belirleyici bir etken olduğunu ileri sürmektedir.
Bir kişide depresyonun varlığından söz edebilmek için bu belirtilerin günün hemen tamamında hâkim olması ve en az 15 gündür devam etmesi yani bir süreklilik göstermesi gerekir. Depresyon tanısı koyabilmek için gerekli olan bir diğer kriter de kişinin yaşamsal işlevlerinde bir bozukluğa yol açması yani iş, aile ve sosyal ilişkileri gibi konularda bozulmaya yol açmış olmasıdır.
Depresyonu Ortaya Çıkaran Durumlar Nelerdir?
Çoğu kişi depresyona yaşanan üzücü olayların yol açtığını düşünür. Ancak depresyon hiçbir zaman tek bir nedene bağlı değildir. Yaşanan olaylar, kişilik yapısı ve bunlara eşlik eden beyindeki değişiklikler etkileşimle depresyona neden olabilir. Birçok kişide beyindeki bu değişiklikleri sıkıntı verici olaylar, olumsuz düşünme biçimi, alkol, çeşitli ilaçlar ve kimi bedensel hastalıklar gibi durumlar tetikleyebilir. Bunun dışında 11 yaşından önce ebeveyn kaybı, madde ve alkol kötü kullanımı, anksiyete bozuklukları, kadın olmak, düşük sosyoekonomik düzey (yoksulluk), ayrı yaşama ya da boşanmış olma, işsizlik, daha önce depresyon geçirmiş olma, ailede depresyon geçirmiş kişiler bulunması, çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel şiddet ya da ihmal öyküsü de depresyonu ortaya çıkarabilir.
Depresyon Neden Önemli
Depresyon yaşam kalitesini azaltan, ekonomik ve mesleki kayıplara yol açan, kişiler arası uyumun bozulmasına neden olan yineleyici bir hastalıktır. Daha önce tekrarlamış olması tekrarlama olasılığını arttırır.
Unutulmamalıdır ki sadece depresyona zemin hazırlayan etkenleri ortadan kaldırmak depresyonun geçmesini sağlamaz. Depresyona neden olan etkenleri düzenlerken rahatlatan ve olumlu bir bakış açısı kazanmak, kendine yardım etme becerilerini geliştirmek ve olumsuz koşullara odaklanmayıp kendine zarar vermeden bu sürecin üstesinden gelebilmek için profesyonel bir ruh sağlığı uzmanından destek almak önemlidir.